
Yolculuğun henüz başında sayılırdım .Araba tamamen kontrolümdeydi direksiyonu ne tarafa çevirirsem o tarafa gidiyordu ,gaza bastığım zaman gidiyor frene bastığım zaman duruyordu.Hakimiyetin bende olması ,bende garip bir sevinç uyandırmıştı. Aile olsun iş hayatı olsun ,yada çevre baskısı yüzünden zaman zaman baskı altında olmak bilinçaltı bir boşluk yapmış demekki ,arabanın üstünde tek hakim olmak mağrur bir komutan edası veriyordu bana . Ellerim direksiyona hakimdi,beynimde ellerime; ya beynime kim hakimdi ? Orda durdum , daha fazlası zihnime yorgunluk verecekti .
Gözlerim kadrana takıldı , arabayı benim kullanmama rağmen ordaki ikaz lambaları herhangi bir aksaklık olduğunda haber verecekti . Benzin bitiyor ,yağ eksildi , suyu azaldı gibi . Hakim olduğumu sandığım şeyin demekki bütününe hitap edemiyordum yada içini bilemiyordum . Hayattada böyle değilmiydi çok güvendiğimiz kimselerin ,yada sahibi olduğumuz, hükmettiğimizi sandığımız kişilerin bazı tavır ve davranışları karşısında hayret ve dehşete düştüğümüz olmuyormuydu ? Önceden yalan söyleyen insanın yüzü kızarırdıda ,kadrandaki gibi sinyal verirdi, şimdi insanlar yalanda hilede aldatmada öyle ustalaşmışlarki kimseyi tanıyamıyor bilemiyorsun gibi düşüncelerle giderken yol çizgileri bana yardımcı oluyordu ,sollanacak ,şerit değiştirelecek yada değiştirilmeyecek yerleri ok işaretleri ile mecburi istikametleri gösteriyordu.
Karşıma yine sınırlar çıkmıştı ,yol çizgi sınırları; o sınırları aşarsam asla hedefime varamayacaktım.Yol üzerinde köyler kasabalar geçiyordum ,bir çoğu tam hayalimdeki yaşamak istediğim yerlerdi , ama oralara takılırsam gideceğim yere asla ulaşamazdım . Zaman zaman hayatımdaki duraklar aklıma geldi, yaşamımdan kesitler , bana vadedilen güzel yaşamlar, tıpkı bu güzel manzaralı köyler gibi ,o an sınırı aşmış olsaydım geçici olarak mutluda olabilirdim ama bu günkü huzurlu hayatımı asla bulamazdım . Demekki öyle her güzel görünene kanmayacakmışım. az daha ilerde vakti geçmekte olan namazı kılmak için duracak uygun bir yer arıyordum .Sanırım bir hayırsever yada yakın civardaki köylüler tarafından yaptırılan küçük bir mescit vardı yol kenarında .Çeşme şırıl şırıl akıyor önündeki havuzdan sırtına çalı yüklenmiş merkep su içiyordu .
Arabayı sağa çekerek durdum ve selam verdim selamımı alan köylü o çook eskiden bildiğimiz gülecen köylülerden değildi . Ya yaşam şartları onlarıda bezdirmişti yada artık afedersiniz ukala şehirlilerden bıkmışlardı .Soğuk tavrından olacakki fazla konuşma ihtiyacı hissetmemiştim .Direk çeşmeden abdest alıp mescide girdim .namazı kılıp çıktığımda köylü kapıya yakın bir yerde oturmuş sanki beni bekliyordu . Bir şeyler diyecek diyemiyor gibiydi ,yaşca benden küçüktü. Biraz daha samimi bir tavırla " buralardan mısın? arkadaş" dedim. Önce merkebe baktı sonra bana baktı " beni evliya çelebi sandın heral " dedi gülümseyerek . Gaf yaptığımın farkına varmıştım , oralardan olmasa sırtında çalı yüklü merkebiyle ne işi vardı o çeşme başında .. ama bu cevabı hoşuma gitmişti demekki hem akıllı hemde zeki bir şahısla karşı karşıyaydım. Toparlandım " kusura bakma " dedim " tanışmak konuşmak için söyledim, belli ki buralısın , hangi köydensin ?"
" Şekerli " dedi kısaca ." Sizin köyde pancarmı çokmu olur ki adı öyle olmuş " dedim . "hayır" dedi " bilakis bizim köyde pancar yetişmez " .dikkatimi çekmişti ,altından entresan bir hikaye çıkacaktı sanki .. "peki " dedim " neden öyle olmuş?" devam etti " zamanında ihtiyar heyeti toplanmış köyün adı şumu olsun bumu olsun diye tartışırlarken bir ihtiyar çerçi gelir köye artık kimdir necidir bir daha gören olmamış ama bir hikaye anlatmış ve hep dilden dile dolaşır durur, anlattığı hikaye şu; bir zamanlar bütün tatlılar toplanmışlar helvası hoşmerimi baklavası sütlacı v.s. vs. şeker başkanlık ediyormuş toplantıya .demişki hepinizi tatlısınız ama hepinizi tatlandıran benim demiş itirazı olan varmı ? hepsi haklısın doğrusun adlarımız ayrı ama tatlarımız bir demişler , kenarda duran tatlılardan biri hiç sesini çıkarmıyormuş ,öylece dinliyormuş .şeker ona sesini yükseltmiş demişki herkes beni tasdiklediler ama sen sesini çıkarmadın bir itirazınmı var . itirazım yok demiş ama bir sorum var .sor bakalım demiş şeker.. hepimizi sen tatlandırdın ama seni kim tatlandırdı ben bunu merak ediyorum deyince şekerin dili boğazına kaçmış... artık ihtiyar heyeti sorunun cevabını buldumu bilmiyorum ama gel zaman git zaman bu hikaye yayıldıkca köyün adıda kendiliğinden oluşmuş.. "
Beni derin bir düşünce almıştı .gözlerim dalmış bakıyordum " peki hoca " dedi ,kafasında beni bir kalıba oturtmuştu anlaşılan .yada herkese öyle diyordu . Hoş şikayetcide değildim .. " söyle bakalım balı ne yapar ?"dedi. Şaşırmıştım "!!!??? Arı " diyebildim . "peki hoca ,arıyı kim yapar " deyince ben iyice afallamıştım . ilk selamda beğenmediğim köylü beni zekasıyla yerden yere vuruyordu.Sözlerine sesini yumuşatarak devam etti " hava kararmak üzere namazı bu kadar geç vakte bırakma hoca ,vargit yolun açık olsun " boğazım düğünlenmiş konuşamamıştım. Elini sıkarak "eyvallah" diyebilmiştim sadece . Burda durmam bu köylüyle konuşmam bir tesadüf değildi. Zaten hayatta tesadüf diye birşey yoktu ...
Arabaya binmiş şekerin hikayesini arıyı kimin yaptığını düşünürken hava kararmış farları açmıştım, yine hayat dedim . Farlar olmasa bu yolda ilerlemem imkansızdı ve bana ışık olanlar olmasa hayatta sürekli yanlış yollara sapardım belkide büyük kazalar yapardım .evet yolda nasıl farlar gerekliyse hayattada insana ışık olacak arkdaş eş dost yada bir hoca gerekliydi,bazende beğenmediğimiz bir köylü !!...
Artık ulaşmak istediğim şehre yaklaşmıştım . Yolculuğu bir hayat kabul ettim . Doğumum, şehrin çıkışıydı. Radar levhaları , anne babamın ilk öğrettikleri bilgilerdi. Yol çizgileri , ilkokulda öğretilen ilk kurallardı. Duraklar tesisler benzinlikler, insanın evlenmesi askerliği çocuklarının olması . Eğer kötü bir yerde duraklamış iseniz bu bütün yolculuğunuzu yada bütün hayatınızı etkiliyordu değil mi ?..Havanın kararmasıda bir ibret ,insanoğlunun hayatında ki zor anları gibi . Işık olacak bir eş yada dost yoksa , sabah olması ne kadar uzun sürer..
Evet hayat bir yolcuktu , bedende bir arabaydı , onu nasıl kullanmak istersek öyle kullanıyorduk .Mükafatını yada mücazatını yine kendimiz görüyorduk.Şükretmemiz gereken yer ise önümüzde bizlere mutlu yaşam reçetesini veren peygamberimiz vardı ve biz bu reçeteye uyduğumuz sürece hayat denen yolda asla kaza yapmayacak ve ahirete göre çok ama çok kısa olan bu yolda, mutlu yaşayıp, ebedi hayatada mutlu gidecektik .. Hayırlı mutlu yolculuklar dileklerimle Sevgiyle kalın....
(murat)
.
• 2009-10-28 20:18:43 - selam
______##########______________
_____#############____________
____##############____________
___#######______###___________
___######________##__##_______
___######____________###______
___#####_____________######___
___#####____________#######___
___#####___________#######____
___#####____________######____
___#####_____________######___
___######____________###_##___
____######_______#___##_______
____#######____###____________
_____############_____________
______##########______________
________######________________
bağamsızlığımızı çekemeyen ermeni uşakları çatlasın...
ODU MİLLET ELE TAM BAĞAMSIZ TÜRKİYE...
bağamsızlığımızın 86. yılı tüm türkiyeye hayırlı olsun...
......................................
hiddetlidir bu devran böyle devam edemez
böyle gelmiş diyorlar ama böyle gidemez
bir kaç sığır çobanı milletimi güdemez
OSMANLI tokadımız duyulacaktır fastan...
geçmişimiz bellidir destan yazacağız destan!!!
______##########______________
_____#############____________
____##############____________
___#######______###___________
___######________##__##_______
___######____________###______
___#####_____________######___
___#####____________#######___
___#####___________#######____
___#####____________######____
___#####_____________######___
___######____________###_##___
____######_______#___##_______
____#######____###____________
_____############_____________
______##########______________
________######________________