Bir Demet Hasret
• 25/12/2009 - Ben Sendeyim..
|

Güzel gözlerine tutsak olduğum, kirpiklerine hapsolduğum, ismini andığım anda yüreğimde fırtınalar koparan güzel yar, yine sendeyim .Sende olmak bana inanılmaz bir haz veriyor , saatlerce sende olmaktan ,seninle olmaktan hiç bıkmıyorum. Seninle sohbet etmek ,solgun yüzümde güller açtırıyor. Sohbetin rengi yada kelimelerin önemi yok,sen konuşuyorsun ya beni mest edende bu...
Dünyanın en güzel sesi o bal dudaklardan çıkıyor. Mana aleminde kayboluyorum sen konuşurken , dinliyorum en derin aşk namelerini senden , yaratılış özelliğindenmi bilmiyorum ama her sohbetimde yeni bir aşk incisi buluyorum sende, birbirinden güzel renklerde...
Bülbüllerin anlattığı, gülden masallar varya sonu mutlu biten,hepsi burda gerçekleşmiş. Hep umut ederim biliyormusun, bir gün bizim masalımızda mutlu bitecek, kötü sonların inadına ,imkansızlıkların inadına. Leyla ile Mecnun ,Kerem ile Aslı ,Ferhat ile Şirin gıpta edecek bizim sonumuza..
Pembe pancurlu ev hayal etmedim hiç, sen nerde olursan ol, ben sende yaşayacağım.. Cennet bahceleri düşünmedim hiç , yüzün bana cennet gibi, bakmaya doyamadığım.. Irmakların sesini istemedim , senin namelerindir beni dinlendirecek olan...
Yüreğine aşık olduğum , kalbine ram olduğum , hıçkırıkları boğazıma dizen , beni özlemlerde bırakan güzel yar, yine hasretteyim. Özlemdeyim ama sensiz değilim,ben yine sendeyim...
Ya sen sevgili yar!.. Sen nerdesin...??
(murat)
..
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 21/12/2009 - Bildiğim Gibi Değilmiş Aşk..
|

Kendime itiraf etmeye korktuğum bir duygunun tam ortasındayım. Tövbelerimi yeminlerimi bozacak kadar yoğun ,bir o kadar farklı bir duygu . Aşkın bu kadar büyük olduğunu anlasaydım, daha öncekileri yaşarkende ,tövbe ederkende utanırdım..Korkuyorum , aşkın bedensel olmadığını anlasamda kavuşamamaktan korkuyorum... O'na açılmaktan da kaybetmekten de korkuyorum . İlerisi yok, yok ,yok bu işin .Yanarım kendi içimde , volkanik dağlar gibi ,yine bir korku düştü içime ,ya patlarsam bir gün !!
Bir insan kendine kaç kere eziyet eder ,kaç kere sevdiği halde sevmiyorum der ,bir tarafı yaşa derken bir tarafı sus der mi ? iki kolundan yapışılmış, ayrı istikametlere çekilirmi ? Kendini aşık olmadığına inandırmaya çalışabilirmi ?...Her seferinde "hayır olamazsında yaşayamazsında" der mi ?.. Mutsuzlukmuş bu Aşk , aynı zamanda dünyanın en huzur veren olayıymış . Aşkta ben gibiymiş ne olduğu belli olmayan !! Şunu unutmamalıyım ,hatta kocaman harflerle yazmalıyım heryere ,kazımalıyım beynime , " Benim aşık olmaya ve olunmaya hakkım yok....."
Eski ben olma yolunda adımlarımı attım. Daha dirayetli, daha sağlam, daha güçlü, görünmeliyim. Yine şakalar , espriler yapıp neşe dağıtabilmeliyim , kelebek etkisi yapabilmeliyim . Eski beni oynamak,bana o kadar zor gelmeyecektir eminim .O'nun mutluluğu için kendimi feda etmeliyim . Hakkım yok kimseyi üzmeye, onuda ailemide çevremide... İçimde yaşamalıyım herşeyi... Neden dalga geçtim ki ben aşkla ,sanırım deneniyorum . Allahım beni takat getiremeyeceğim şeylerle imtihan etme!! . Unuturum diyorum ,buda geçer diyorum ,ama her an aklımda, unutamıyorum. Her sabah uyandığımda beynimi kemiren o düşünceler neden benden gitmiyor ?!! Herkese akıl veren ben , bataklığa düşmüş olmanın ızdırabı içindeyim. Ne oldu ? ,hani herşey basitti, hani sabah kalktığında yeni bir dünya seni bekliyordu , hani seni sevmeyen birini sevemezdin. Hani Aşk gördüğüne inanırdı. Herşey dışardan göründüğü gibi basit değilmiş. Anlaşılır olmak için önce yaşamak lazımmış.Aşkı anlatmadım bu yazımda ,bildiğim gibi değilmiş Aşk,kelimelerden de sözlerden de uzakmış Aşk..
Herşeyi yaşadığını iddia eden ben, meğer hiçbir şey yaşamamışım.. Yazdıklarım çizdiklerim meğer bir hayalin yansımasıymış. Hayalin gerçeğinin, yani Aşkın kendisinin bu kadar güzel olacağını hiç tahmin etmemiştim .. Yansıması fırtınalar koparmıştı ama gerçeği beni durulttu ,sessizleştirdi , suskunlaştırdı. Binlerce kelime boğazıma dizilmişken, hepsi sadece gözyaşı olup çıkma isteğinde, damla olup akma hevesinde ...
.. Ağlıyorum, hemde hıçkırıklarla.. Ağlamak hiç bu kadar güzel olmamıştı...
(murat)
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 15/12/2009 - Dost Aynasına..
Şimdi ey dost, aynayı elime ver de bakayım diyorsun! Buna bir bahane bulamıyorum, sözünü kıramıyorum, ama gönülden bir bahane bulayım da aynayı sana vermiyeyim diyorum. Çünkü senin yüzünde bir kusurun var desem, belki ihtimal vermezsin, eğer aynanın yüzü kusurludur desen daha beter olur. Sevgi bırakmaz ki bir bahane bulayım. Şimdi diyorum ki, aynayı eline vereyim, ancak aynanın yüzünde bir kusur görürsen onu aynadan bilme; aynada sonradan olmuş bil! Onu kendi hayalin bil, yahut kusuru kendinde bul! Bari benim yanımda aynaya bakma. Şart odur ki aynanın yüzünde kusur bulmayasın. Eğer kendine de kusur bulamıyorsan, bari o kusuru bende bul ki aynanın sahibiyim. Aynayı kötüleme!
Şems-i Tebrizi - MAKALAT
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/12/2009 - Anlatamadım..
|
 Belki ben anlatamadım kendimi sana Biliyorum bu benim suçum Susardım , gözlerime baktıgın zaman Kımıldayamayan bir heykelin caresizliğiyle Oysa neler düşünmüştüm hayalinle Sana kavuştugum an neler söylemek isterdim Hayalinle avunurken bile ne kadar hızlı gecerdi zaman En kötüsü, hayalinde bile olsa beni anlamaman dı Hep yarım kaldı mutluluğum Seninle başlardı, seninle biterdi Hayal bile olsa yasayamazdım seni
Bir küs gibi cevap bile vermezdin hislerime Sanki bir alay , sanki umursamazdın beni Senin için sevmek önemli değildi sanki , Ve nice günlerim kovaladı birbirini Gözlerimde git gide büyürdü sevdam Ama sen onuda görmezdin ki Ne olurdu bir baksaydın bana Bir gülümseseydin yüzüme İşte ellerim al diyebilseydin Oturup aglardım ve hiç gitmezdim Anlardın ozaman ne büyük sevdim seni Ama sen beni hiç sevmedin ki
Bir aşkdan birde senden cektim Ne çektiysem… Şu içimdeki kanayan aşk kurşunu Parçalar içimi , söylesene vurmanın sebebi neydi Şu içimdeki kursunlardan hangisi senin Merak etme…. Al demiyeceğim,içimdeki, acıtan beni yakan gözlerini Ben bu yüzden her gece ölüyorum Ne evlere sığabiliyorum Nede bendeki içimdeki sevgiye Bilmiyorum ne kadar dayanabilirim sensizleğe Benim seni sevdiğim gibi Karşımdaki beni bukadar sevse Vermeseydim, karşılığını bu kadar sevginin Asardım anlamadım diye kendimi Beni anlamanı beklemiyorum zaten Beni ancak ben gibiler anlar
Yapma be sevdiğim, beni kahretme Seni bukadar çok severken Ben kendimi unutup sen olmuşken Yüreğime verdiğin acı yeter artık verme Kapatmıştım kendimi odama bir ara Hayal kurdum seninle Sadece el ele Ama hayalinde bile seni yaşayamamak Hayalimde bile beni kendinden itmek Ne kazandırıyor sevgilim İçimdeki acıyı dahada büyütmek Hayalimden sonra hıckırarak ağlatmak Benim, senin için acı cekmem Söyle ne kazandırır sana Ruhum artık her an senin yanında Al bu yürekde senin olsun be ! Ama tut şu ellerimden yarım bırakma Ağlatma şu gözlerimi yalvarırım Şu ölümlü dünyada
Hani derya, hakkı baba Ben hiç kimse için oturup aglamadım Akşamdan sabahlara kadar Ben hiç kimse için hıçkırmadım Kaldırımlara, soğuk , buzlu taşlara Ama senin için…ama senin için….ahhh ahhhh Ben sevgimi anlatabildimde Cümle aleme canlıya vede cansıza Ama sana anlatmayı beceremedim Kalbin kararsın Korkuyorum güleceksin ben ölünce başucumda diye Ruhumun ızdırabını sana anlatamadım Zehir verdin , agrı verdin, şerbet diye tattım Seni kalbimin en güzel yerine kattım Ama sana sevgimi savdamı anlatamadım ahh ahh
Ben seni sevdikçe sen hep benden kaçıyorsun Kendini benden uzaklaştırmaya calışıyorsun Ben seninle ilgilendikçe sen bu durumdan şikayetçi oluyorsun Benim sana gösterdiğim ilgiyi sen istemiyorsun Anlatamadım sevdamı Anlayamadım seni Ne olur yapma… Kaç yıldır kölen oldum Hiç mi sevmedin beni hiç mi görmedin nasıl sevdiğimi Senden başkasını sevebilsem ah sevebilsem Ama sevemiyorum düşünemiyorum senden başkasını Duygularımı düşüncelerimi ne yaptıysam anlatamadım sana Dökemedim her aşık gibi kagıtlara Yazamadım herkes gibi adını yollara Belki ben anlatamadım kendimi sana Ama belki bu yazılarım Birazda kalbin varsa , kalbinde duygun kaldıysa Anlatır her şeyi sana ….. Yüreği yaralı, Gözlerinde gözyaşı yağmuru döken Sevdiğini bekleyenler gibi Bende seni bekiliyorum Bu ızdırabım ya senle dinecek Yada benle ebediyen gelecek….
(alıntı) |
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/11/2009 - Kurban Bayramı..
Kuran'ı Kerimde Hac Sûresi’nde (22/37) “Kurbanların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Allah’a ancak sizin takvanız ulaşır.” buyruluyor . Kurban kesen kesemeyen herkes burda nefsini ,kötü isteklerini ,aşırı arzu ve heveslerini , mal hırsını Allah yolunda kurban ederse çok daha takvaya uygun olur . Birbirimize dua edelim ve bayramı sadece et yemek için uygulanmış bir program olarak görmeyelim ..Dualarımızda kısada olsa birbirimize yer verelim. Muhakkakki birbirimizi tanımadığımız halde yapılan, gıyabımızda karşılık beklemeden yapılan dualar en makbul dualardandır. Kurban bayramımız mubarek olsun arkadaşlar ..
Sevgiyle Kalın..
..
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 12/11/2009 - Aşk'ın Binbir Hali..

Aşktır bu; şiirler söyletir ,yazılar yazdırır , resimler çizdirir. Yaşamak istediğini hayallerde bile yaşayamayan ,kalemle kağıt arasında yaşarda yaşar..Sevmek sevilmek güzel şeyde herşey peri masallarındaki gibi olmuyor .. Evet aşık olup mutlu olmak için o kadar neden varken, neden mutsuzluğu seçeriz . Sanırım mutsuzluğu değilde severken yanlış kişiyi seçiyoruz . Ehh aşk bu ,eğri doğru kişi dinlemiyor ki.. Aşkın gözü kör derler ama ,aşık olanında gözünde bir sorun olduğu kesin, Satılık sevgi var mı demiş arkadaşım, olmazmı ama karşılığında can istiyor :) sevgi verdikce içinizden bişeyler koptuğunu herkes biliyor ama itiraf edemiyor . Yüreğimizde kopan fırtınaların sebebini kimse bilmiyor , İşte bu gün bu zaman, işte şimdi deyip cesaretini topladığın anda ,yüksekten atlama cesaretini toplayıp vazgeçtiğin andaki bir rahatlık vucudunu sarıyor ... Tamamen kaybetmektense , arada sırada selamını alıp sohbet etmeyi tercih eder bazen insan , bazende herşeyi boşverip itiraf etmek ,belirsizliğe adım atmak ister.. Belirsizliğe adım atmak belki heyecan verir insana ama sonuçları her zaman iyi olmaz .Ben yinede ana yolda kalmayı tercih ederim . Bu bir kumardır ama hayatın ne olduğunu kumarbazlar bilemezler , çünkü hep kasa kazanır. Kumardan zengin olanı ben tanımıyorum .Milli piyangodan bile para kazanaların sonu sefillik olmuştur . Kumar oynamak yerine çalışmak ve uygun zamanı kollamak en güzeli diyorum. Maddi anlamda demiyorum bunu sadece ,siz anlıyorsunuz ... Aşk herzaman başa gelmiyor. Geldiği zaman doya doya yaşamak gerekiyor . Gizlememeli haykırmalı hatta diye düşünenlerde var.. Bence korkmalı aşktan , Aşk insanı kendi kimliğinden bile çıkarıyor . Mantıklı düşünemiyor ,sağlıklı kararlar veremiyor . Kaybetmektense gizlemeyi tercih edenlerdenim bende ..Hayat kısada olsa mademki aşkta olacak bir denizi bir bardağa sığdırmak hiç mümkün değil ,bırakalım denizin adı deniz kalsın..
Aşkı öyle güzel tanımlamış ki bir arkadaşım," Ask,sevgili olmaktir,tek olmaktir bir bedende ,vazgecmektir herseyden, ve izdiraba talip olmaktir karsilik beklemeden... ASK ALMADAN VERMENIN,VERDiKCE YUCELMENiN BUYUMENIN ADIDIR..." demiş . Ne güzel söylemiş .Göğsünde şeref madalyası gibi taşıdığı aşkını anlatmış . Evet böyle bir değerin bedeli ne olursa olsun yaşanması gerekir diye düşünüyorum.. Aslında genel kaide olarak aşık olan değilde aşık olunanı merak edilir . Görseler aşık olunanı bintane değil milyon tane yorum çıkar karşımıza . Nesimiye sormuşlar yarin ile hoş musun ? hoş olayım olmayım o yar benim kime ne ... demiş .Kimse kimsenin gözüyle bakamazki değil mi ?. Aşkı yaşamak her yüreğin harcı değildir de ,inanın öyle er kişinin harcıda değildir. Nasıl deyim, sanırım doğuştan aşk ruhuna ve aşk acısına dayanacak kuvvetli bir yapıya sahip olmak gerekir. Aşı olmak vardır ya , yarı canlı mikroplar zerkedilir vucuda.. her gördüğüne aşık olup ,bağışıklık kazanan bir insan daha sonra gerçek aşkı görünce acısını dahamı hafif atlatır acaba ?.. Yok be bunun her biri ayrı bir virüs :) Bilirsiniz ne zaman başınıza gelse ,bir öncekine benzemediğini ,bunu değişik olduğunu söyleriz..Eyy korkusunu yaşamasıda güzel olan aşk! neden hep iyi insanlara bulaşıyorsun?? Hayatın o kadar kısa olduğunu aşkın bu kısa hayatta yasak olmaması gerektiğini ama mantıkla hareket ederek ulaşılmazlık yada imkansızlık söz konusu isede aşktan feragat edilmeli hatta dilenmemeli bile diyen üstadlarda varki; katılmamaktan saygı ile önünde eğilmekten başka çare yoktur.. Bu durumlarda içinizi kalemle kağıttan başka kime dökebilirsiniz ki ...Hepsi bir arada çok zor oluyor değil mi . üçü birarada yani.. çikolata yada şampuan değil bu . Doğru kişi ,doğru zaman ve doğru mekan hep bir tarafı eksik kalıyor.. Bu eksiklikler gün geçtikce bizi biraz daha korkutuyor . aşka olan inancımızı her gün biraz daha törpülüyor . Acabalarla temeli atılan aşklar en hafif depreme bile dayanamıyor .. Filofobikmişim ben , yeni öğrendim :) "O da ne." demeyin. Filofobi, yüzlerce fobiden biri... "Aşık olmaktan korkma" anlamına geliyormuş.. Bence çağın hastalığı yada çağın tedavisi ne dersiniz ? Korkalım ki bu işin gerçekten hakkını verebilecekler yaşasın ,korkmadan yılmadan.... Gerçek aşkı yüreklerinde yaşayanlara selam ediyorum .. Uzun sözün özü; Aşka aşık olmak gerek ,yada maşuktaki tecelliyata .... Sevgiyle Kalın.. (murat) `,,,, Aşkı anla(t)maya çalıştığım bu yazının mimarı "korkuyorum " adlı şiirime yapılan yorumların sahipleridir..Yorumları okurken bir anda kendimi sizinle sohbet ederken buldum ve bunu yazıya dökmeye karar verdim . Kusur ettimse affola .,,,,,
.. |
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 10/11/2009 - Ölüm Var, Çünkü..
Ölüm soğuktur , ürkünçtür ilk algılamayla, şartlanmışlıkla, öğrenilmişlik ve öğretilmişlikle böyledir..yakinen yaşadığında ölüm olgusunu, üşür insan, buz keser hayata geçmişine, geleceğine, hatıralarına hayallerine..An da durmuştur onun için..varsa yoksa kayıp duygusu, çaresizlik, acı, hüzün, yas ve hepsinin kapsayan bir anlamsızlık duygusu..Ne de saçmadır hayat, ne de anlamsız böyle..Kardeşim benim kardeşimdi,babam benim babam, ananem de benim ananemdi...benim..Ama ölmesine dahi engel olamadım...Ne de acımasızdır hayat ben daha ölümün soğuk yüzüyle yüzleşmeye hazır değildim..Hazır değildim sarsılmaya, sessiz ve aciz kalmaya,kalakalmaya öylece..Hatta kaybetmeye hazır değildim böylesine..Ne kadar geç olsa da ölen için hala onunla yapılacak birşeylerimiz, geçireceğimiz vakitler, paylaşacağımız türlü şeyler vardı…
Aslında insan kendi ölümüyle yüzleşmektedir kaybettiğini düşündüğü her yakınından sonra..Ölüm kavramı her zaman soğuktur da insana, aklına getirmek istemez insan, uzak tutar onu kendinden, Hakk’ın uzak tuttuğu ölçüde çevresinden..Bir türlü düşünmek istemez bunu da Peygamber der insanlığa “Ağız tadını bozan ölümü çokça hatırlayınız”..Yine de bigane kalırız bu söze, düşünürüm der geçeriz ya da yüzeysel düşünürüz ama öyle ya biz daha genciz ve yapacaklarımız var, hayallerimiz var, koca bir ömür var önümüzde..Öyle ya ölüm yaşlılara özgüdür, hatta yaşlılar bile daha yaşlılara, asırlıklara atfeder ölümü..ama malumdur hepimize ki uzak tutsak da bu düşünceyi bilincimizden, hasıraltı etsek de ölümün ne yaşı vardır, ne vakti, ne de kontratı…Ansızın geliverir çoğunlukla.. Yaradan’ın sevgili kuluysak, belki uzak yakınlarımızla yaşarız bu duyguyu ilk ki olabildiğince hassaslaşalım bu kavrama ve kararınca duyarsızlaşalım..Önceliklerimizi, öfkelerimizi, hırslarımızı, anlaşmazlıklarımızı, arzularımızı gözden geçirip dengeye oturtalım..Her ne kadar kendi ölümümüzün suyunun suyu olsa da bu uzak ölümler, zamanla ölüm halkası daralır ve dünyanın merkezi olarak sembol edilen “Ben” e odaklanır…Esasında ne kadar soğuk görünse de ölüm bize ısınır böylece ve biz ölüme ısınırız ki bizi hırslarımızdan, tamahkarlıklarımızdan, nefsani arzu ve zaaflarımızdan arındırdığı, kalbimizi yumuşattığı, bize hayatın anlamını sunduğu için...Ürperten soğukluğunun aksi gibi pişirip olgunlaştırmasını bizi, hayret ve ibretle müşahede ederiz..ve yakınlaştıkça bu fasit daire, ölmeden önce ölmenin sırrına derece derece vasıl oluruz..ve şükrederiz bu halet-i ruhiyeyle ölümü duyumsayan ve ona göğsünü açan müminler olarak hayatımıza anlam kazandırdığı, bize yaşama sevinci kattığı için..Öyle ya ölümü çıkarsak aradan hayatta keyfekeder ne kalır ki geriye..Tuzsuz salata yenir, salçasız yemek…ama ölüm kreması olmayan bir hayat pastasından kimse tatmak istemez esasında.. Beka yurduna inananlar için ölüm bir vuslattır, düğün gecesidir, can kuşunun kafesinden kurtularak özgürlüğe kanat çırpmasıdır. Elbette ki hüzün hakkımız ve bize insan olmamız hasebiyle bahşedilen nimetlerin en haslarındandır..ki sağlıklı bi matem süresinin yaşanması, ölünün ardından elzemdir, süreci değerlendirip yeniden hayata motive olmamız adına..Alemlerin Efendisi ki hayatın, ölümün müsebbibi, alem varlığına mebni yaratılmış Peygamberimiz, oğlu İbrahim’in ölümüne döktüğü gözyaşlarına şaşıran ve ölüme dökülen gözyaşını yadırgayan ashabınca “ Sen Peygambersin, sen de mi ağlıyorsun?” şeklinde bir soruyla karşılaşınca “ Kalbi olan hüzünlenir” demişti..ve yine eklemişti; ”Eğer bu dünyadan ahirete intikal edenler için ahiret bir vuslat yurdu olmasaydı bu hüznümüzün sonu olmazdı, ama yine de hüzünleniyoruz”..Bu da insan olmanın getirisi, kalbin zekatı herhalde..Ölümü bir son, bir kesinti değil de bir uykudan uyanış olarak gören inancımızla, anlayışımızla ruhumuz okşanır. Bu anlayış bizi Rahman ve Rahim’ in kulları olduğumuz ve onun merhametinin her şeyi kuşattığı gerçeğiyle buluşturur. Ne güzel buyurmuş Mevlana: "Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrılığıma tasalanıyorum sanma; bu çeşit şüpheye düşme. Bana ağlama, yazık yazık deme. Şeytanın tuzağına düşersem işte hayıflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim buluşma ve kavuşma zamanımdır. Beni kabre indirip bırakınca, sakın elveda elveda deme; zira mezar cennetler topluluğunun perdesidir. Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan ne ziyan geliyor ki? Sana batmak görünür, ama o, doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür ama o, canın kurtuluşudur. Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumundan şüpheye düşüyorsun? Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf'u ne diye kuyuda feryad etsin? Bu tarafta ağzını yumdun mu, aç öte tarafta…” O’na aidiz, hayatı veren onu alacağı saati de belirliyor taa ezelden.. Ama yüreğin türlü halleri var..Sabretme ve kabullenme erdemleri, Müslüman ismine liyakaten teslimiyyet, tevekkül halleri nefs ve şeytan ittifakının hışmına uğrarken; isyan, küfür, direnme, uzun süren matem ve hayatın anlamsız, Yaratıcının acımasız olduğuna dair içimizde var olan nefsani ve şeytani vehimler, haller, kriz durumlarını kollayan isyan yetimizle tahrik edilir…İnanan kalplere düşense bu halleri tanımak ve rahmani olanla, şeytani olanı tefrik etmektir..Zor da olsa aslolan..ve bilinmelidir ki her şey zıddıyla kaimdir.. Ezcümle, insanoğlunun mutlak kabul ettiği tek gerçek, inananlar için iman vesikası ve dahi hayatın anlamı; “ Ölüm var, çünkü hayat var!”..
(Aybars Mirza'dan alıntı)
. |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 5/11/2009 - Sevdim İşte..
|
Sen benim sevgimi değil, ben sana sevgimi harcadım sevgilim! Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin. Seni ben sevmek istedim diye sevdim! Sevmek için seni seçtim, pişman da değilim!
Ben sende, sen dâhil kimsenin göremediklerini sevdim, sakladıklarını, gizlediklerini sevdim. Ben senin sevilmeye değer bulmadığın taraflarını sevdim. Çirkinliklerini, kötülüklerini, çekilmezliklerini, bencilliğini, kinini, nefretini sevdim.
Ben senin gün aşırı başka birine dönüşmeni izlemeyi sevdim. Başka bir adama her dönüştüğünde başka bir kadın olmaya soyunup, seni bambaşka ama yine sınırsızca sevmeyi sevdim.
Ben sendeki doyumsuzluğu sevdim. Arsız çocuklar gibi “beni daha çok sev” demeni, gezdirirken parmaklarımı saçlarında, kıvrılıp, kucağımda uykuya dalmanı ve en çok da yüzünde beliren o tarifsiz masumiyeti sevdim.
Bir kâbusun orta yerinde sırılsıklam uyanıp, yüklenip korkularını, tek söz etmeden çarpıp, kapıyı gitmeni sevdim!
Gece yarıları tavana diktiğin gözlerine vakitsiz yerleşen kederi ve bir de dudak kenarlarına sinen o içsel devinimlerini görmeyeyim diye pencere kenarlarında dikilip, uyumamı beklemeni ve en çok da uyuduğumu sanıp, arka odada gizli gizli akıttığın gözyaşlarını sevdim!
Hiçbir şeyden mutlu olamayacak portresi çizerken sen, ben seni mutlu edebilme ihtimalini sevdim!
“Sıkıldım artık senden!” derken bile, yanımdan bir adım öteye gidemeyişini sevdim.
Sen ağız dolusu küfürler ederken bana, suskunluğa sığındığımda sabrımdan usanıp, çıldırıp, önüne geleni devirip, kırmanı sevdim! Hırsını alamayıp, kalbimi kırdığındaysa sarhoş olana dek içmek için dışarı çıkıp, sabaha karşı yatmadığım uykumdan beni kaldırmanı, sahil boyu tek kelime etmeden saatlerce el ele yürümelerimizi sevdim!
Şefkatim ağır geldiğinde kabadayılığa soyunmanı sevdim. Yersiz kıskançlıklarınla ve kuruntularınla zehir ettiğin geceleri bile sevdim.
Üstünde başka kadınların kokularıyla ve zafer sandığın tek gecelik kaçamaklarının vicdan azabıyla kapıma dikildiğinde seni içeri alıp, sonsuz bir merhametle sana sarıldığımda gözbebeklerinde beliren o çocuksu şaşkınlıklarını sevdim!
İçinde yanan ihanet ateşinin sıcaklığına dayanamadığında, benim de seni aldattığım yalanına kendini inandırmak için çırpındığında, vakitsiz beni sorgulamanı sevdim, en çok da aslında doğru olmaması için, içinden dualar ederken bana inanmayan gözlerle bakmanı sevdim.
Seni bıkmadan, usanmadan böylesine fütursuzca sevebildiğim için, sana olan sevgimden, tükenmek bilmeyen sabrımdan, merhametimden ve şefkatimden nefret etmeni bile sevdim!
Ben senin çevrendeki tüm o kalabalığa rağmen içini kaplayan kimsesizliğini, sahiplenmek isteğiyle yanıp, tutuştuğum sahipsizliğini, paylaşmaktan korktuğun yalnızlığını sevdim.
En çok da arınmaya çalıştıkça çoğalan günahlarını, bana duyduğun o yapay kini, apansız hortlayan, saklamaya çalıştıkça eline yüzüne bulaşan o başıboş kederini sevdim.
Ben senin beni başka kadınlarda arayışını sevdim. Bazen beni kıskandırmak, bazen kendini kandırmak için başka kadınlara gidişini, kazanmak için gittiğin uzaklardan yaralarını sarmam için yine bana dönüşünü, yalnız onlara değil, bana ve en çok da kendine yenildiğinin farkındalığında arınmak için bana sığınmanı sevdim.
Ben senin çocuksu inatlarını sevdim. Bazen neyi savunduğunu bile unutarak saçmaladığına aymanı, sana “haklısın canım” derken aslında içten içe ve sessizce haksız olduğunu kabullendiğini gizlemeni sevdim.
Ben seni şahitsiz sevdim, seni tutanaksız, belgesiz sevdim. Kafanı karıştırdı, korkuttu seni bu sevgi oysa çok basitti her şey; ben seni sevmek istedim diye sevdim!
Beni sevip, sevmemen umurumda bile değildi, ben seni sevmeyi sevdim, ben seni böyle sevebilmeyi sevdim! Ben seni hem senin yerine hem benim yerime sevdim! Ben seni her gün her gece hep başka türlü sevdim.
Benim seni sevdiğim gibi başka birinin seni sevemeyeceğini ve bunun şimdilik farkında olmadığını bilerek sevdim sevgilim! Günün birinde belki benim sevdiğim kadar başka bir kadın daha sevecek seni ama kimse benim sevdiğim gibi sevemeyecek ne yazık ki, bu da benden sana kalacak kara bir lanet sevgilim!
Sen benim sevgimi değil, ben sana sevgimi harcadım sevgilim!
Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin. Seni ben sevmek istedim diye sevdim! Sevmek için seni seçtim, pişman da değilim! Seni sevmem için varlığına ihtiyacım yok çünkü ben seni sana rağmen sevdim!
(alıntı) aslında taslaktı ama blogcu sağolsun taslaklarıda yayınlayınca düzenleyemeden yayınlamak zorunda kaldım. Sevgiyle kalın.. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 4/11/2009 - Korkuyorum..

Güneş gibi doğuşuna, Gülen gözlerle bakışına, Yaralı yüreğimi yakışına, O asaletli duruşuna, Aşık olmaktan korkuyorum..
Bu gün nasılsın deyişine, Yürekten gelen sevgisine, Bir başka bakan gözlerine, Cana can katan sözlerine, Aşık olmaktan korkuyorum.. Bana değer vermesine, Dertlerimi hissetmesine, Dostluktan öte sevgisine, Sadece benle ilgilenmesine, Aşık olmaktan korkuyorum..
Onu kendime yasaklasamda, Haykırmak yerine sussamda, Aşık olma hakkım olmasada, Hayatımda ilk, belki son defa, Aşık olmaktan korkuyorum..
(murat)
. |
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 28/10/2009 - Bana Biraz Gülermisin ..
 | | | Merhaba gülen gözlü arkadaşım!
Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.
Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca... Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz... Aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler... Gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi...
Hayır arkadaşım! Sevgi,sadece sevgiliye duyulmaz. Sevgi evrenseldir Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu, Onun yeri kalplerdedir Onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için... Evet,sevgi her yerdedir Yeter ki sen onu bulmak iste. Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte.
Unutma arkadaşım! Sevgiyi duyabilmekle de is bitmiyor. Sevgiyi göstermek de gerekiyor. Hayat kısa arkadaşım, bugün olan yarın yok! Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmeli. Simdi koş sevdiğinin yanına.. Önce ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve "seni seviyorum" deyiver, içinden gelen en sıcak sesinle Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil.. Bu yalnızca, yüreğinin buz kapladığını zanneden insanlara biraz zor gelecekte. Ama onlar da senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrendiklerinde, inan her şey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak.
Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez
alıntı
(bu yazıyı bana okuyan arkadaşıma teşekkür ederim :) ) |
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|