gerçeğe hasret

• 4/11/2009 - Korkuyorum..

Bende Bundan Korkuyorum

Güneş gibi doğuşuna,
Gülen gözlerle bakışına,
Yaralı yüreğimi yakışına,
O asaletli duruşuna,
Aşık olmaktan korkuyorum..

 

Bu gün nasılsın deyişine,
Yürekten gelen sevgisine,
Bir başka bakan gözlerine,
Cana can katan sözlerine,
Aşık olmaktan korkuyorum..

 

Bana değer vermesine,
Dertlerimi hissetmesine,
Dostluktan öte sevgisine,
Sadece benle ilgilenmesine,
Aşık olmaktan korkuyorum..


Onu kendime yasaklasamda,
Haykırmak yerine sussamda,
Aşık olma hakkım olmasada,
Hayatımda ilk, belki son defa,
Aşık olmaktan  korkuyorum..


(murat)


.

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/10/2009 - Bana Biraz Gülermisin ..

  

 Merhaba gülen gözlü arkadaşım!

 Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi.

 Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca... Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz... Aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler... Gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım.
  Sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi...

 Hayır arkadaşım! Sevgi,sadece sevgiliye duyulmaz. Sevgi evrenseldir Hiç kimse altın yığınları gibi kasasına kilitleyemez onu, Onun yeri kalplerdedir Onun yeri bir bahçıvanın ellerindedir, sevgi tohumları saçabilmek için... Evet,sevgi her yerdedir Yeter ki sen onu bulmak iste. Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmekte.

 Unutma arkadaşım! Sevgiyi duyabilmekle de is bitmiyor. Sevgiyi göstermek de gerekiyor. Hayat kısa arkadaşım, bugün olan yarın yok! Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez, yarın çok geç olabilir. Elindekini kaybetmeden kıymetini bilmeli. Simdi koş sevdiğinin yanına.. Önce ona gülen gözlerle sımsıcak bir gülümse ve "seni seviyorum" deyiver, içinden gelen en sıcak sesinle Bu senin gibi bütün canlılara karşı sonsuz bir sevgi duyan bir insan için hiç de zor değil.. Bu yalnızca, yüreğinin buz kapladığını zanneden insanlara biraz zor gelecekte. Ama onlar da senin gösterdiğin cesareti gösterdiklerinde, kalplerinde sevgi kıpırtılarını hissettiklerinde ve ağlamayı öğrendiklerinde, inan her şey onlar için ve bütün insanlar için daha güzel olacak.

Hayat çok kısa arkadaşım ve bu dünyadaki hiç bir şey kırılan kalplere değmez 

alıntı 

(bu yazıyı bana okuyan arkadaşıma teşekkür ederim :) )
 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 23/10/2009 - Yol Hikayeleri.. 2

 


   Yolculuğun henüz başında sayılırdım .Araba tamamen kontrolümdeydi direksiyonu ne tarafa çevirirsem o tarafa gidiyordu ,gaza bastığım zaman gidiyor frene bastığım zaman duruyordu.Hakimiyetin bende olması ,bende garip bir sevinç uyandırmıştı. Aile olsun iş hayatı olsun ,yada çevre baskısı yüzünden zaman zaman baskı altında olmak bilinçaltı bir boşluk yapmış demekki ,arabanın üstünde tek hakim olmak mağrur bir komutan edası veriyordu bana . Ellerim direksiyona hakimdi,beynimde ellerime; ya beynime kim hakimdi ? Orda durdum , daha fazlası zihnime yorgunluk verecekti .
 
  Gözlerim kadrana takıldı , arabayı benim kullanmama rağmen ordaki ikaz lambaları herhangi bir aksaklık olduğunda haber verecekti . Benzin bitiyor ,yağ eksildi , suyu azaldı gibi . Hakim olduğumu sandığım şeyin demekki bütününe hitap edemiyordum yada içini bilemiyordum . Hayattada böyle değilmiydi çok güvendiğimiz kimselerin ,yada sahibi olduğumuz, hükmettiğimizi sandığımız kişilerin bazı tavır ve davranışları karşısında hayret ve dehşete düştüğümüz olmuyormuydu ? Önceden yalan söyleyen insanın yüzü kızarırdıda ,kadrandaki gibi sinyal verirdi, şimdi insanlar yalanda hilede aldatmada öyle ustalaşmışlarki kimseyi tanıyamıyor bilemiyorsun gibi düşüncelerle giderken yol çizgileri bana yardımcı oluyordu ,sollanacak ,şerit değiştirelecek yada değiştirilmeyecek yerleri ok işaretleri ile mecburi istikametleri gösteriyordu.

  Karşıma yine sınırlar çıkmıştı ,yol çizgi sınırları; o sınırları aşarsam asla hedefime varamayacaktım.Yol üzerinde köyler kasabalar geçiyordum ,bir çoğu tam hayalimdeki yaşamak istediğim yerlerdi , ama oralara takılırsam gideceğim yere asla ulaşamazdım . Zaman zaman hayatımdaki duraklar aklıma geldi, yaşamımdan kesitler , bana vadedilen güzel yaşamlar, tıpkı bu güzel manzaralı köyler gibi ,o an sınırı aşmış olsaydım geçici olarak mutluda olabilirdim ama bu günkü huzurlu hayatımı asla bulamazdım . Demekki öyle her güzel görünene kanmayacakmışım. az daha ilerde vakti geçmekte olan namazı kılmak için duracak uygun bir yer arıyordum .Sanırım bir hayırsever yada yakın civardaki köylüler tarafından yaptırılan küçük bir mescit vardı yol kenarında .Çeşme şırıl şırıl akıyor önündeki havuzdan sırtına çalı yüklenmiş merkep su içiyordu .
  
  
  Arabayı sağa çekerek durdum ve selam verdim selamımı alan köylü o çook eskiden bildiğimiz gülecen köylülerden değildi . Ya yaşam şartları onlarıda bezdirmişti yada artık afedersiniz ukala şehirlilerden bıkmışlardı .Soğuk tavrından olacakki fazla konuşma ihtiyacı hissetmemiştim .Direk çeşmeden abdest alıp mescide girdim .namazı kılıp çıktığımda köylü kapıya yakın bir yerde oturmuş sanki beni bekliyordu . Bir şeyler diyecek diyemiyor gibiydi ,yaşca benden küçüktü. Biraz daha samimi bir tavırla " buralardan mısın? arkadaş" dedim. Önce merkebe baktı sonra bana baktı " beni evliya çelebi sandın heral " dedi gülümseyerek . Gaf yaptığımın farkına varmıştım , oralardan olmasa sırtında çalı yüklü merkebiyle ne işi vardı o çeşme başında .. ama bu cevabı hoşuma gitmişti demekki hem akıllı hemde zeki bir şahısla karşı karşıyaydım. Toparlandım " kusura bakma " dedim " tanışmak konuşmak için söyledim, belli ki buralısın , hangi köydensin ?"
" Şekerli " dedi kısaca ." Sizin köyde pancarmı çokmu olur ki adı öyle olmuş " dedim . "hayır" dedi " bilakis bizim köyde pancar yetişmez " .dikkatimi çekmişti ,altından entresan bir hikaye çıkacaktı sanki .. "peki " dedim " neden öyle olmuş?" devam etti " zamanında ihtiyar heyeti toplanmış köyün adı şumu olsun bumu olsun diye tartışırlarken bir ihtiyar çerçi gelir köye artık kimdir necidir bir daha gören olmamış ama bir hikaye anlatmış ve hep dilden dile dolaşır durur, anlattığı hikaye şu; bir zamanlar bütün tatlılar toplanmışlar helvası hoşmerimi baklavası sütlacı v.s. vs. şeker başkanlık ediyormuş toplantıya .demişki hepinizi tatlısınız ama hepinizi tatlandıran benim demiş itirazı olan varmı ? hepsi haklısın doğrusun adlarımız ayrı ama tatlarımız bir demişler , kenarda duran tatlılardan biri hiç sesini çıkarmıyormuş ,öylece dinliyormuş .şeker ona sesini yükseltmiş demişki herkes beni tasdiklediler ama sen sesini çıkarmadın bir itirazınmı var . itirazım yok demiş ama bir sorum var .sor bakalım demiş şeker.. hepimizi sen tatlandırdın ama seni kim tatlandırdı ben bunu merak ediyorum deyince şekerin dili boğazına kaçmış... artık ihtiyar heyeti sorunun cevabını buldumu bilmiyorum ama gel zaman git zaman bu hikaye yayıldıkca köyün adıda kendiliğinden oluşmuş.. " 
  
 
  Beni derin bir düşünce almıştı .gözlerim dalmış bakıyordum " peki hoca " dedi ,kafasında beni bir kalıba oturtmuştu anlaşılan .yada herkese öyle diyordu . Hoş şikayetcide değildim .. " söyle bakalım balı ne yapar ?"dedi. Şaşırmıştım "!!!??? Arı " diyebildim . "peki hoca ,arıyı kim yapar " deyince ben iyice afallamıştım . ilk selamda beğenmediğim köylü beni zekasıyla yerden yere vuruyordu.Sözlerine sesini yumuşatarak devam etti " hava kararmak üzere namazı bu kadar geç vakte bırakma hoca ,vargit yolun açık olsun " boğazım düğünlenmiş konuşamamıştım. Elini sıkarak "eyvallah" diyebilmiştim sadece . Burda durmam bu köylüyle konuşmam bir tesadüf değildi. Zaten hayatta tesadüf diye birşey yoktu ...

 
  Arabaya binmiş şekerin hikayesini arıyı kimin yaptığını düşünürken hava kararmış farları açmıştım, yine hayat dedim . Farlar olmasa bu yolda ilerlemem imkansızdı ve bana ışık olanlar olmasa hayatta sürekli yanlış yollara sapardım belkide büyük kazalar yapardım .evet yolda nasıl farlar gerekliyse hayattada insana ışık olacak arkdaş eş dost yada bir hoca gerekliydi,bazende beğenmediğimiz bir köylü !!...

 
  Artık ulaşmak istediğim şehre yaklaşmıştım . Yolculuğu bir hayat kabul ettim . Doğumum, şehrin çıkışıydı. Radar levhaları , anne babamın ilk öğrettikleri bilgilerdi. Yol çizgileri , ilkokulda öğretilen ilk kurallardı. Duraklar tesisler benzinlikler, insanın evlenmesi askerliği çocuklarının olması . Eğer kötü bir yerde duraklamış iseniz bu bütün yolculuğunuzu yada bütün hayatınızı etkiliyordu değil mi ?..Havanın kararmasıda bir ibret ,insanoğlunun hayatında ki zor anları gibi . Işık olacak bir eş yada dost yoksa , sabah olması ne kadar uzun sürer..

 
  Evet hayat bir yolcuktu , bedende bir arabaydı , onu nasıl kullanmak istersek öyle kullanıyorduk .Mükafatını yada mücazatını yine kendimiz görüyorduk.Şükretmemiz gereken yer ise önümüzde bizlere mutlu yaşam reçetesini veren peygamberimiz vardı ve biz bu reçeteye uyduğumuz sürece hayat denen yolda asla kaza yapmayacak ve ahirete göre çok ama çok kısa olan bu yolda, mutlu yaşayıp, ebedi hayatada mutlu gidecektik .. Hayırlı mutlu yolculuklar dileklerimle Sevgiyle kalın....

 

 

(murat)


.

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/10/2009 - Yol Hikayeleri.. 1

 


   Geçen haftasonu şehir dışına çıktım . Araç kullanırken bir çok şeyi düşünmeye zaman olabiliyor. Stres atmak amaçlı çıktığım bu yolculukta başka şeyler düşünmeyecek sadece yola ve çevresindekilere dikkatimi verecektim.Bu sefer farklı olacaktı ,gideceğim yere bir kaç saat sonra ulaşacaktım ama gerekirse sağa çekip manzaranın tadını çıkaracak yada yol kenarı bir kahvehaneye uğrayıp oranın halkıyla sohbet edecektim  . Daha yolculuğa başlarken şehrin çıkışındaki radar levhası dikkatimi çekmişti . Hızlı gitmemem gerekiyordu ceza yazabilirlerdi. Demekki herşeyin bir sınırı vardı ve o sınırı aşmamak gerekiyordu. İstemedende olsa geçmiş hayatımda sınırları aştığım yerler geldi aklıma ,evet ne zaman sınırı aştıysam cezasını çekmiştim ,yada Rabbimin merhametine uğramış uyarılmıştım.. Hızımı düşürdüm ,bunu cezadan kurtulmak için yapmıştım ama , aracı daha rahat kullanıyordum , kendimi biraz daha güvende hissetmiştim .
  Sağımda ekili arazilar solumda ise dağlık ormanlık bir bölge vardı . Hergün yediğim ekmeğin bu topraktan çıktığını ve soframıza gelinceye kadar ne meşekkatler çektiğini düşününce , ekmeğe biraz daha saygı hatta bütün nimetlere biraz daha saygı gösterilmesi gerektiğini kendi kendime analiz ettim .Daha sonrasında güzel yurdumda bir günde milyonlarca evet milyonlarca ekmeğin çöpe gittiğini akabinde bir çok kimsenin açlıktan kıvrandığını bazı ükelerde açlıktan ölenleri düşününce içimi derin bir burukluk sardı . Sadece ekmek değil yediğim her lokmada bir emek vardı ,paranın satın alamayacağı bu emeğin karşılığı ancak o nimete saygı göstermek ve bu nimeti bize verene hamd etmek olabilirdi ..
  Evet ilk gördüğüm radar levhası sadece yol için değildi ,hayatımızın bütün alanlarında sınırlama yapmak gerekiyordu . Bu sınırlama özgürlüğü elden almak değil bilakis özgürlüğün devamı için gerekli olan şeylerdi. O an gözümün önünden film şeridi gibi geçen hayatımda sınırları aştığım yerler aklıma geldi .Biliyordum ki bu sınır aşmaların sadece kendime zararı yoktu ,bir çok kişiyi üzmüştüm , benim yüzümden akıtılan bir damla gözyaşınin bile hesabını veremezdim . bunların hepsi dünyaya geldiğimde yada aklım erdiğinde bana gösterilen radar levhasına uymadığımdan dolayı olmuştu  Yemek yerken bile sınırı aşıyordum ve bir kaç dk sonra o midemin şişkinliğinden dolayı cezasını çekiyordum hatta aklıma o anda yemek masamın üstüne radar levhasına benzer bir resim koymak bile aklıma geldi . Acı gerçek şu ki insanın cebinden bişeyler çıkmadıktan sonra çokta çabuk akıllanmıyoruz.. sigara paketlerinin üzerinde o kadar ikaz varken hala neden içiyoruz . Hayattan bıkkınlık mı var; yoksa sermayesi olmayan bu hayatı çabuk harcama hevesinde miyiz ? derken elimin yine pakete gidip bir tane daha yaktığımın farkına sonradan vardım. 
 Benmi yolun üstünde gidiyordum ,yol mu arabanın altından kayıyordu ? bilmiyorum ama huzur veren bir yolculuk oluyordu.Az daha ilerde trafik çevirmesi vardı bir kaç araba peşpeşe sağa durmuştu benim plakamı kontrol eden polis memuru birde elindeki kağıda göz attıktan sonra , bana devam işareti yaptı . Demek ki hızlı gelsem sağa çeken araçlardan biride ben olacaktım .sınırları aşmamıştım ve çok faydasını görmüştüm , birincisi arabam daha az yakıt tüketmişti ,ikincisi cezadan kurtulmuş param cebimde kalmıştı, üçüncüsü strese ve kaza riskine girmeden bazı şeyleri düşünerek güzel bir yolculuk yapmıştım.. Bunu hayatımdada uygulamalıyım diye aklımdan geçerek yola devam ettim...
  Yolculuk devam ediyordu . bu yazıda devam edecek; şimdilik hoşcakalın .. SEvgiyle Kalın.. 



(Murat)


  
 


Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 9/10/2009 - Gerçek Mutluluk..




   Bu gün sabah evimden çıkıp işime gelirken, cuma günün verdiği bir feyizle olacak sanırım biraz daha felsefi düşünmeye çalışıyordum . Hayat nedir ? sorusunu sordum kendime .. Hayat ailedir ,yok iştir , yok paradır , yok yok çocuktur, olsa olsa sevgilidir . Kafamdan yüzlerce cevap geçiyordu ama oturan bir cevap hala denk gelmemişti  . Bu düşünceler içinde arabamla yoğun trafiğin içinde ilerlerken ,kenarda yolun karşısına geçmeye çalışan bir anneyle 10 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim bir çocuk gözüme ilişti .Belliki bir yerlerlere yetişmeye çalışan anne endişeli gözlerle trafiğin sakinleşmesini bekliyordu. Kimseye durun diyemiyor kendinden çok çocuğunu düşündüğü içinde kendini arabaların arasına atamıyordu . O sırada ayağım gayri ihtiyari frene gitti. Arkamdaki arabaların bana çarpmasını bile göze alarak bir anda  durdum . Arkamdan gelen kornalara aldırış etmeden ,elimle geçin işareti yaptım .
  Anne edebi gereği başı önünde çocuğun elinden tutarak hızla karşıya geçmeye çalışırken çocuğun  bana diğer elini sallamasıyla , gözlerim çocuğun gözlerine kitlenmişti.  Zaman o anda durmuş ,sanki yaşam ağır çekim moduna girmişti . Az önceki kendime sorduğum soru cevabını bulmaya başlamıştı.. Hayat bir çok şeydi ama gerçek mutluluk ,o çocuğun teşekküreden bakışlarındaydı . tebessümle karışık o bakışlar ,o anda içimde öyle bir mutluluk hissi vermişti ki , dünyada daha mutlu bir insan olduğunu sanmıyordum .Bedenim  koltuğun üstüne yığılmış ,ama ruhum raksetmedeydi . Bütün fani şeyler bir araya gelse o mutluluğu o huzuru bana veremezdi. 
  Erkekler ağlamaz dusturuna aykırı hareket etmemek için , gözyaşlarıma hakim olarak yoluma devam ettim . Sevinç huzur mutluluk hepsini bir anda yaşıyordum ama asıl şükretmem  gereken konu yüce Rabbimin o sırada o iyiliği bana yaptırarak  o huzuru benim içimde yaşatmasıydı ..

Hayırlı cumalar efendim . SEvgiyle Kalın 

 (murat)

Yorum (19) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 30/9/2009 - Umutsuz Aşklar..







Karşılığı olmayan sevgileri yaşamak ne zordur, kaybetmeyim diye çırpınırda çırpınırsınız . Emek verirsiniz ,sevgi verirsiniz hatta istese canınızı verirsiniz ama ,duymak istediğinizi bir türlü duyamazsınız, almak istediğinizi bir türlü alamazsınız . Yaralanırsınız ama bırakamazsınız ,sanki o acı sizede dahada güç verir . Ölmek istersiniz ama onsuz kalacağınızdan korkarsınız . Gözünüzün önünde sizi seven başklarını görmezsiniz ,büyüsüne kapılmışınızdır yalnızca o dersiniz . Koca bir sevgiyi küçücük yüreğinize sığdırmaya çalışırsınız ,sığmaz .. gözyaşı olur akar bazen ,kalem olur yazar bazen, ama içinizdeki çığlık hiç susmaz ,çocuk olur tüm gece ağlar bazen...

Çözemezsiniz ,düğümler üst üste atılır ,her gün biraz daha umutsuzluğa kapılmışken ,ufacık bir söz yeniden hayata bağlar sizi . O kadar olumsuzluğu unutur ,yeniden içinizde filizler yeşerir. Dostsunuzdur ya ,aşkı anlatırken bile dikkatli davranırsınız.. o'na sevdiğinizi haykırmak yerine, saatlerce havadan sudan konuşursunuz . Aslında havada o'dur suda .. Siz o'nu konuşursunuz , o hayatı .. Cam bir fanusa kapatılmış gibisinizdir . Siz ne kadar yakın hissetsenizde o sizden o kadar uzaktır . Sevmek hakkım değil dersiniz , ama o'nu sahiplenirsiniz .  Yalnız kalmak istediğinizi düşünür herkes ,ama siz hayalde olsa onla olduğunuz için yanınıza kimseyi istemezsiniz.

Ne kadar genç olsanızda ,ayakta durmaya çalışan yaşlı bir çınar gibisinizdir. Ben ne fırtınalar karlar yağmurlar gördüm dercesine ,ama sevgilinin sevgisi hasreti özlemi ağacı kemiren kurt gibi içinizi çoktan boşaltmıştır. Gözleriniz herşeyi anlatır ama sadece o yoldan geçenler anlar bunu. Etrafınıza neşe dağıtırsınız ,ama en son ne zaman kahkahayla güldüğünüzü hatırlamazsınız.   Yazarsınız ,çizersiniz ama sadece o'nu,  kendi kendinize inanamazsınız nedir beni bağlayan diye ,başınıza ağrılar girer düşünmekten ,ama işin içinden çıkamazsınız . uyumak istersiniz ,fakat unutmak için değil , o'nu rüyada görmek için .. ne uyuyabilirsiniz nede onu rüyada görebilirsiniz.  Yok dersiniz yanlış yoldayım olmaz dersiniz , unutmaya çalışırsınız ,ama gördüğünüz biri ona benziyordur yada bir kuşun sesi yine size o'nu hatırlatır.. Zaten aklınızdan hiç çıkmamıştır.. Ve çıkmayacaktır.....

( murat )




Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/9/2009 - Hiç Yüzünden Yıkılan Yuvalar..




   Geçen okuduğum bir haberle dehşete düştüm ve sizinle paylaşmak istedim.. kısaca haberde; gece eve geç gelen koca karısının bir erkekle sanal ortamda chatleştiğini görüyor , ve büyük bir kavgadan sonra 3 yaşındaki çocuklarının gözü önünde karısını bıçaklayarak hayatına son veriyor. Arkadaşlar Allah için hepimiz bu konuya biraz daha özen gösterelim . Hepimizin sanal ortamda erkek yada bayan dostlarımız var ve bazen evlide olsak , gönlümüze söz geçiremeyebiliyoruz, yada bazen dozu kaçırabiliyoruz, bu seviyeyi koruyan arkadaşlarımız var mutlaka .
  Dikkat çekmek istediğim konu , isterse ilmi olsun ,isterse islami olsun , yada çok sıradan bir sohbet olsun , gecenin bir vaktinde evli bir insanın chatleşmesi, bilakis eşi evdeyken... Bu nasıl bir bağımlılıktır ,konu ne olursa olsun ,isterse konuştuğumuz hemcinsimiz olsun , eşimiz yatakta tek başına uyurken ,yada içerde tv izlerken , biz bütün dünyayı boşvermiş şekilde ,belki çocuklarımızı bile ihmal ederek sanal ortamda ne tür bir mutluluk arıyoruz yada bulmaya çalışıyoruz..
  Bakınız tamam bekar arkadaşlarda kendini kaptırmasın, onlara tavsiyem karşıdaki evli ise ve evinde ise, isterse hemcinsi olsun yada sohbetin rengi ne olursa olsun ,eğer ona sevgi ve saygısı varsa , onu oyalamasın ve hatta ailesiyle ilgilenmesi gerektiği konusunda vurgular yapsın.. darılıp gücenecek diye düşünmesin, bu kendinede onada rahmettir.. ama bilakis evlilere diyeceğim şu ki, bilgisayarlar adı üstünde bilgileri sayarlar ve depo ederler , konuştuğunuz her kelime kaydediliyor olabilir , açtığınız her kamera kaydediliyor olabilir , bilgisayarın 24 saatini izleyen casusu programlar var ve gizli olarak çalışırlar ... Bunu eşiniz kontrol amaçlı olarak kurmuş olabilir.. Ve duygusal bir anınızda sarfettiğiniz sözler ,başınıza büyük sorunlar çıkarabilir ..Sizin farketmeyeceğiniz şekilde , başına bile oturmadan tüm raporları gerekli yerlere gönderen programlar var .. Allah aşkına yapmayın.. 
  Evet belki bu durumlar her zaman yukarda ki gibi cinayetle sonuçlanmayabilir ama sizde bilirsiniz ki evlilikte en önemli unsurlardan biride güvendir. Bu güveni kaybedersek yeniden kazanmak için belki ömrümüz yetmeyebilir .. Ne olur diyorum ,Allah aşkına diyorum , pc yi sadece boş zamanlarımızda gözatmak için kullanalım ,tabiki sohbete muhabbete ihtiyacımız var ama bundan kimse zarar görmesin . Önce ailemiz ,sonra işimiz ,daha sonra vakit kalırsa belki pc . Son zamanlarda bunla ilgili haberler çoğaldı , ve belkide aslı astarı olmayan ,belkide ufacık bir macera için , geçici heyecanlar için yıkılan yuvaları duymak ,bilmiyorum bu arkadaşınıza gerçekten acı veriyor.. İnsan kendinin farkına varamıyor pc başındayken ,ve kendi kendine bahaneler bularak saatlerce zamanını orda geçirebiliyor. Bunu yaşamış bir arkadaşınız olarak konuşuyorum, zaman zaman halada kendimi kaptırsamda , eskiye nazaran çok daha iyi durumdayım.Tabi bu iyi durumda olmama bazı arkadaşlar telkinleriyle vesile oldular ,o zaman bana saçma gibi gelen telkinlere bu gün satırlarımda yer veriyorum..
   Ne olur eşlerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getirelim ,sebep ne olursa olsun ,onların yanında pc yi mümkün olduğu kadar açmayalım ve o yüce anlayışlarını ne olur suistimal etmeyelim.Bakınız önümüz bayram , şimdi oruç tutuyoruz ya ,bayramdada pc yi açmama orucu tutalım ,kendimizi tamamen ailemize ,akrabalarımıza ,komşularımıza verelim.. Bu arkadaşınızın yaptığı belkide sadece kendine tavsiyesidir ,yoksa sizlerin bunları bilmediğinden değil ,ufak bir hatırlatma ..
  Ziyaret ve yorumlarıyla bizleri destekleyen değerli dostlarımıza selam ediyorum. Biraz yoğunluk nedeni ile sayfalarını ziyaret edemediğim arkadaşlardan özür diliyorum.. Ailenizle birlikte Huzurlu sağlıklı mutlu günler dilerim . Belki bayrama kadar bir daha yazma imkanı olmaz ,en azından benim . Gizem arkadaşımız yazar mı bilmiyorum .. Onun için şimdiden Ramazan bayramınızı kutlar , nefretlerin sona ermesine, sevgilerin pekişmesine vesile olmasını Allah'tan niyaz ederim .. Sevgiyle Kalın..

(murat)




Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/9/2009 - Kadir Gecemiz..



Merhaba .

Öncelikle Kadir gecemiz mubarek olsun. Kadir gecesi malumunuz üzere ,kıymetine binaen yıl içindeki bir zamana saklanmıştır.Peygamberimiz (s.a.v) in çeşitli hadislerine dayanarak , ramazan içinde ve 27. gecesinde inş. kutluyoruz . ve yıl içinde değişkenlik gösteren bir gece , Rabbim o gün bizi gafletten muhafaza buyursun, ama olsada olmasada Peygamberimiz (s.a.v) ramazanın 27. gecesinin önemli olduğunu ve bu geceyi mümkün olduğu kadar dua ve ibadetle geçirmeyi tavsiye etmişlerdir. Tabi ertesi gün işe gidemeyecek ,yada işini engelleyecek kadar dememiştir, orda çalışmak helalinden rızık kazanmak ,ailesini başka kapılara muhtaç etmemekte zaten belkide ibadetlerin en büyüklerinden değil midir??. ama gece yarılarına kadar tv ve pc zevki yaşayan insanların ,hiç olmazsa bu gece o değerli vaktini ,Rabbimizin emrettiği işlerde kullanmasını istiyoruz, Kimse aşını ,eşini ,işini ihmal etmeden ,ibadetlerini yapsın inş. unutmayalım ki rızaı ilahiye uygun her iş zaten ibadettir, SEvgiyle kalın.. bu acizleride duadan unutmayın...

birdemethasret...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/9/2009 - Kim Çare Olur ?..



Merhaba Dostlar ..

 İki gündür üstümde bilemediğim bir ağırlık ve çözemediğim bir can sıkıntısı vardı , dünya dar geliyordu ve dünden beri kafamda öyle şekiller oluştu ki bunları sizlerle paylaşmak istedim . uzunca bir yazıyı kafamda taslak haline getirdim . Dedim ki bunları dostlarımla paylaşayım ki belki biraz rahatlarım . çoğu zamanda öyle yaptım ya zaten ..
 Yazımın tamamı şikayet,hüzün , kederden oluşacaktı . Belki biraz acınma hissiyle yazılacaktı. Gerçekten öyle sıkıntıdaydım ki belki ben yazarken sizde okurken ağlayacaktınız .. Fakat sabaha karşı öyle bir olay oldu ki , sadece bir kaç dk lık bir olay, sanki birisi bana dur dedi ,yazı yazma yanında ben varım ve senin dertlerine ancak ben derman olurum . Evet Yüce Rabbim imdadıma yetişmişti , bir olay oldu ve bendeki dert keder sıkıntı ve hüzün bitti ..Şükredecek o kadar yer varken ,hayatımızda güzel bakabilecek o kadar olay varken neden isyana yada şikeyete yöneliyorduk . Bunu ancak bu gün söylüyorum . Dün aklımda şükür yada istiğfara dair hiç bir şey yoktu ...
  Sadece düşündüğüm neden ben ,neden bu dertler ,bu sıkıntılar neden ?? ama herşeyi gören kainatın yüce yaratıcısı ,yine kendi izniyle bana yaptırdığı bir iyilikten olacak ki mağfiret etti ,merhamet etti. bir kez daha şükretmek istedim ama ne kadar şükretsekte aldığımız bir nefesin bile şükrünü eda edebilecek durumda mıyız ? , bunu başaramayız ama bunu başaramamamın ezikliği altında olmamız bile hidayete ve mağfirete sebep olabilir.. 
   Ramazan ayındayız ,biraz gergin ,biraz hassas,biraz duygusal olabiliyoruz .. ama sakın ha sakın ,yaptığımız ibadeti Rabbimiz için yapıyoruz diye düşünmeyelim evet O'nun rızası için ama O'na faydası olacak bir ibadet değil , gerçi her yaptığımız ibadet kendimiz içindir . Cehennemden kurtulmak için mi, Cennete girmek için mi ? Evet bunlarada faydası var ama daha dünyada faydasını görmeye başlıyoruz.. Namaz olsun ,Oruç olsun , Zekat olsun hepsinin dünyada bedenimize mutlaka faydası vardır , Dikkat ediniz ,gerçekten ibadetlerinde ihlas ile devam eden insanların yaşının ilerlemesine rağmen , vucudunda ki dinçlik ,yüzünde ki nur takdire şayandır . Orucun bedene ne kadar faydası olduğunu bütün tıp literatürü kabul etmiştir .Namazın bedenimizdeki bütün eklemlere iyi geldiğini hepimiz artık biliyoruz . Birde bunların manevi faydaları var ki Rabbim onun mükafatını kat kat verecektir.. Ancak sadece Allah rızası için gerçekten onu sevdiğimiz için yapılan ibadetler vardır ki işte insanı semalara çıkartan manevi hoşluk ve lezzetin zirvesine vardıran ibadetlerdir ve çok basittirler. .

Aşağıdaki kıssayı okuyunca hepimiz daha iyi anlayacağız..

Allah'u teala (cc.), Musa Rasûl (a.s.)a vahyetti :
Ey Mûsa benim için ne yaptin ?
Musa (a.s.) : namaz kıldım.
Allah (cc.) : namaz sana burhandır. Benim için ne yapt
ın ?
Musa (a.s.) : Oruç tuttum.
Allah (c.c.) : Oruç cehenneme sana kalkandır. Benim için ne yaptın?
Musa (a.s.) : Ya rabbi Seni zikrettim.
Allah (c.c.) : zikr mahşerde sana gölgedir. peki benim için ne yapt
ın?
Musa (a.s.) : Ya rabbi Senin için ne yapilabilir?
Allah (c.c.) : Benim için ,beni sevenleri sevdin mi? ve benim için ,  bana buğzluk edip düşman olana , sende düşman oldun mu?...

HZ.MUSA bu yaptıklarını ALLAH c.c için yapmadığını öğrendi ve kalan hayatını bunları yaparak ve ALLAH'a düşman olanlarla savaşıp düşman oldu,sevenlere ise sevgi ve hoşgörü göstererek ALLAH için sevdi....

 Burada kısa bir açıklama gerekirse Rabbimizin "benim için ,beni sevenleri sevdin mi ? bana buğz edenlere buğz ettin mi ? " derken sadece zatına değil ,aynı zamanda emir ve yasaklarına gösterilen uyum yada karşı çıkmak manasınada gelir , yoksa kime sorsanız Allah'ı sevdiğini söyler ama bunu ancak isbat edenler kazanmışlardır.Bu konuyuda daha ilerde ele alabiliriz ..
  Aslında bir kaç satır yazıp bırakacağım yazı nerelere kadar uzadı.Konu nerelere kadar geldi. Dualarınızı bizlerden eksik etmeyiniz . Allaha emanet olunuz .. Sevgiyle ve Rahmetle Kalın.. 

Murat...



 
Yorum (17) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/8/2009 - YAŞANMIŞ HİKAYELER 1

hüzünlü_kadın resimleri

   Hayat diye başlayarak kurduğumuz her cümlenin sonu bir hikaye anlatır aslında.Ve bugün bir hikaye bir hayat dersi verdi bana. Bir yaz sabahı küçük ama serinliğinden faydalanmak için ağaçlarla saklanmış  bir parka yolum düştü.

   Bu mütevazi parkla tezatlık oluşturan şık giyimli oldukça hoş ve bakımlı bayanın , her sabah aynı saatlerde arabasına binerken seyrettiğim,  hayranlığın yanında bu kadar kibirli  ve soğuk belki de kendini beğenmiş bulduğum için birazda öfkelendiğim bayanın da orda bankta oturduğunu  görünce şaşırdım.İlk kez bu kadar yakın mesafeden görebildiğim gözlerindeki hüzünden etkilenmemek mümkün değildi. Selamıma selam derken yüzünde yayılan o sıcak gülümsemeye rağmen gözlerindeki derinlik ve hüzün yanına oturmak için izin istememe sebep oldu. Sanırım eşiniz ve çocuğunuz dememe kalmadan  biraz ilerdeki baba ve küçük kız çocuğundan   gözlerini ayırmadan "ben evli değilim" dedi.Uzun bir sessizlikten sonra dalgın bir ifadeyle "babamı kaybedeli 5 yıl oldu .Bir baba kız ilişkisi nasıldır bilmiyorum .Bırak babamın parka getirmesini, bana sarıldığını bile hatırlamam .Belki bu sebeple evlenmeyi reddettim sürekli. Kızım olduğunda eşimin ona sarılıp oyunlar oynamasını kıskanmak, belkide yadırgamaktan korktuğum için bu konuyu sürekli reddettiğimi anladım bilinçaltımda ... Biliyor musunuz ? " dedi ve devam etti "bir ablam var benden çok daha şanslı , hem anne hemde baba ilişkisini doyasıya yaşayabildi .Babam annesiz kaldığı için ,annem üvey anne olmadığını anlatmak için belkide çok daha fazla ilgilendiler onunla.O sebeple babam öldüğünde ağlamak hakkı daha çok onundu. Ben ise gözyaşlarımı saklamak zorunda kalmıştım.Yaşanmamışlıklar özlem duymamayımı gerektirir sizce " diye sordu, cevabı beklemeden "mümkün mü?" dedi."Ne zaman baba özlemini hissetsem mezarına gidip içimdeki kızgınlığı öfkemi dile getirmemek, onu üzmemek için bu parka gelir baba ve kız çocuğunun parkta eğlenmelerini seyrederek canımı acıtırım ki bu özlemime gem vurabileyim".
  Dertleşmek değildi niyeti sadece düşüncelerini yüksek sesle dile getirmişti ve bana sadece utanmak kalmıştı. Uzaktan kendi kendime ona giydirdiğim karakterin esasında küçük bir kızın kendini daha fazla incinmekten korktuğu için kalkanı olduğunu anlamak beni rahatsız etmişti.Yargılanmayı sevmezken , yargılamak belkide en pervasız tavırlarımızdan biri değil midir ? ...



GİZEM...





Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Biz iki muhabbet arkadaşı Gizem ve Murat bu blogu kurmaya ,içinde kötülük olmayan şeyleri paylaşmaya karar verdik. Bazen kendi yazımız ,bazende güzel yazıları yayınlayacağız ,bazı kendi gönlümüzü ferahlatacağız ,bazende gönüllere derman olacağız . Tabi hepsi Allah'ın izni ve sizlerin dualarıyla .Sevgiyle Kalın..

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategoriler

Kategori yok bayrak TÜRK MİLLETİ AZERİLERİN YANINDA

TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/METEKAN/

Arkadaşlar

mhtplvr
gizemm71
nergizcankul
fatihinsatirlari
zero1
pelin85
kumtanesi2008
karbeyaz34
GozlerindeSakla
amozonik
ecom
sevgipenceresi
gulnagme
sevgiliyolu
sehnaz62
hikayemsin
sevgidaimolsun
kayipsehirler
sevgimdesin
savasciozgun
sevdabahcem34
sema042
ustad042
metekan
turuncudunyam
suskunbiradam
AsiRuzqaR
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:3
Son Sayfa | Sonraki Sayfa